Meniere Hastalığı Nedir?
Meniere hastalığı, iç kulakta bulunan endolenf sıvı dengesinin bozulmasına bağlı gelişen kronik bir kulak hastalığıdır. Hastalığın klinik olarak karakteristik üç ana belirtisi vardır:
- Tekrarlayan vertigo (dönme) nöbetleri,
- İşitme kaybı, özellikle alçak frekansta dalgalı (fluktuan) tipte,
- Kulak çınlaması (tinnitus) ve/veya kulakta dolgunluk basınç, rüzgar sesi uğultu hissi (aural fullness).
Bu şikâyetler genellikle birlikte görülür ve zamanla değişkenlik gösterebilir. Tedavi atak tedavisi şeklinde yapılır.
Hastalığın Oluşum Mekanizması
- Endolenfatik hidrops birçok otoimmun hastalığın bir komponenti olarak da görülmektedir. Otoimmun hastalıklar oksijen eksikliği sonrası ortaya çıkan artmış hematopoez sonucu ortaya çıkabilmektedir. Aslında klinik pratikte en fazla burun tıkanıklığı olan kişilerde karşımıza çıkmaktadır. Kısa süreli burun tıkanıklığı yapan viral enfeksiyonlar bile hidrops atağı ile karşımıza çıkmaktadır. Tedaviye de hızlıca cevap vermektedir.
- En yaygın kabul gören teoriye göre, iç kulaktaki endolenf sıvısında artış (hidrops) meydana gelir. Bu sıvı fazlalığı denge ile işitme fonksiyonlarını bozabilir.
- Ancak, hidropsun tek neden mi yoksa sonuç mu olduğu konusu hâlâ tartışmalıdır. Yeni araştırmalar, sadece sıvı fazlalığının değil, iç kulaktaki iyon dengesi mekanizmalarının, kanal yapılarının ve genetik faktörlerin de rol oynayabileceğini göstermektedir.
- Ayrıca bazı çalışmalarda, bağışıklık sistemi aktiviteleri, inflamasyon, genetik yatkınlık ve çevresel tetikleyiciler de etkenler arasında ileri sürülmektedir. Klinik tecrübemize göre viral enfeksiyonlar da hidrops ataklarını tetiklemektedir.
Bu nedenlerle Meniere hastalığı giderek “heterojen (çeşitli tipleri olabilen) bir sendrom” olarak ele alınmaktadır yani her hastada aynı mekanizmalar olmayabilir.
Klinik Tablo
Meniere hastalığının klinik seyri genellikle şu özellikleri taşır
- Vertigo atakları: Bu ataklar saatlerce (genellikle 20 dakika ile birkaç saat arası) sürebilir. Atak sırasında bulantı, kusma ve yürüme zorluğu da olabilir.
- İşitme değişkenliği: Başlangıçta işitme kaybı gelip geçici olabilir; ilerledikçe kalıcı bir işitme kaybına dönüşebilir.
- Çınlama ve kulak dolgunluğu: Ataklar sırasında çınlama artışı ve kulakta basınç/dolgunluk uğultu rüzgar sesi olabilir.
- İlerleyici seyir: Hastalık zamanla diğer kulağı da etkileyebilir ve işitmede bozulma artabilir. Bazı hastalarda belirtiler yıllar içinde kısmen yatışabilir ya da stabil döneme geçebilir.
- Yaş ve başlangıç yaşı etkisi: Hastalığın başlangıç yaşı, semptomların şiddeti ve işitme kaybı profili ile ilişkilendirilebilir. Otoimmun hastalıklar başlangıç yaşını erkene çekebilir.
Tanısal testler
- 1.Odyometri (işitme testi): İşitme kaybının varlığı ve tipi alçak frekanslı seslerde sensörinöral kayıp varlığı. Yüksek sesten rahatsızlık hiperakuzi olması
- 2. Elektrokokleografi (ECoG / EcochG): İç kulaktaki sıvı birikimini gösterebilecek elektrofizyolojik ölçümler yapılabilir.
3. Vestibüler testler:
- Görsel Göz Sapma Testleri (VNG) / kalorik test – iç kulak dengesinin işlevini inceler.
- Vestibüler Uyarılmış Miyojenik Potansiyeller (VEMP) — yeni çalışmalarda, bu test Meniere olgularında tanıyı destekleyen bir testtir
- Video Head Impulse Test (vHIT) — başın ani hareketlerine göz tepkisi ölçülür. Aşırı artmış aktiviteler meniere lehinedir.
4. Gadolinyumlu manyetik rezonans görüntüleme (MRI):
): İç kulak yapılarını göstermek için gelişmiş MRI yöntemleri kullanılarak endolenf hidrops görüntülenebilir. Bu sayede tanı, klinik + görüntü kombinasyonuna yaklaşabilir. Meniere protokolü ile yapılan MRI görüntülemesinde kontrast madde verildikten 4 saat sonra endolenfatik sıvıya geçişini takiben çekim yapılır. Genişleme olup olmadığı objektif olarak gösterilebilir. Bu görüntüleme yöntemi tanıda çok değerlidir.
Ayırıcı tanılar:
Beyin kaynaklı vertigo nedenleri (örneğin beyin tümörü, multipl skleroz), vestibüler migren, perilymph fistülü gibi diğer nedenler dışlanmalıdır. Yeni yaklaşımlarda, hastaların alt tiplere (endotip/fenotip) ayrılması, genetik analizler ve görüntü bulgularına göre sınıflandırma önerilmektedir. Bu, tanı ve tedavi stratejilerinin kişiselleştirilmesine kapı açmaktadır.
Tedavi Yaklaşımları
1. Yaşam Tarzı Düzenlemeleri & Diyet
- Tuz (sodyum) kısıtlaması: Vücutta sıvı tutulmasını azaltmak amacıyla düşük tuzlu diyet önerilir.
- Yeterli sıvı alımı ve tuz dengesinin korunması.
- Kafein, alkol, sigara, stres ve uyku bozuklukları gibi tetikleyicilerden kaçınmak.
- Stres yönetimi, uyku düzeni gibi genel sağlığı destekleyen önlemler.
Bu önlemler tek başına bazen yeterli olmayabilir, ancak tedavi planının destekleyici yönüdür.
2. İlaç Tedavisi / Tıbbi Yaklaşımlar
- Diüretikler: Vücuttaki fazla sıvının atılımını artırarak iç kulaktaki sıvı basıncını azaltmayı hedefler.
- Betahistin: İç kulak dolaşımını iyileştirerek vertigo ataklarının sıklık ve şiddetini azaltabileceği düşünülür. Ancak etkinliği tüm çalışmalarda net olarak kanıtlanmamıştır ve klinik uygulamada tercih etmiyoruz.
- Steroidler (sistemik veya intratimpanik) : Atak dönemlerinde inflamasyonu baskılamak ve kulakta sıvı dinamiğini etkileyebilecek etki sağlamak amacıyla kullanılır. İç kulak içine doğrudan verilen steroidler (intratimpanik) daha az sistemik yan etki riski taşır.
- Antiemetikler: Vertigo ataklarında baş dönmesi, bulantı ve kusmayı hafifletmek amacıyla antiemetikler kullanılabilir.
3. İntratimpanik Tedaviler
- İntratimpanik Gentamisin (aminoglikozid ablasyon): Kulaktaki denge hücrelerini kontrollü şekilde “zararlı” etkileyerek vertigo nöbetlerini baskılamak hedeflenir. Ancak bu yöntem işitme kaybı riskini beraberinde getirir.
- İntratimpanik steroid uygulaması: Gentamisine kıyasla işitme açısından daha koruyucu bir seçenek olabilir.
Bir sistematik derleme, gentamisin uygulamasının vertigoyu kontrol etme başarısını incelemiş ve etkili olduğunu bildirmiştir.
4. Cihaz ve Noninvaziv Yöntemler
- Meniett cihazı: Kulak içine düşük basınç dalgaları göndererek iç kulaktaki sıvı dinamiğini etkilemeye çalışan cihaz. Bazı hastalarda yararlı olabilir.
- Vestibüler rehabilitasyon egzersizleri: Ataklar arasında denge sistemini yeniden eğitmek, denge kaybını azaltmak için kullanılır.
- Low level laser terapi (Soft Lazer) uygulaması: Kulaktaki oksijenizasyonu dengeleyerek biyolojik modülasyon sağlar.
5. Cerrahi Müdahaleler
Cerrahi seçenekler, ilaç ve konservatif yöntemlerle kontrol sağlanamayan, atakları çok şiddetli seyreden olgularda düşünülür:
- Endolenfatik kesecik dekompresyonu / cerrahi drenaj: İç kulaktaki sıvı basıncını düşürmek amacıyla uygulanır.
- Vestibüler sinir kesisi (vestibüler nörektomi): Vertigo sinyalini ileten siniri keserek atakları durdurmayı amaçlar; işitme genellikle korunur.
- Labirentektomi: Kulaktaki denge ve işitme mekanizmalarını tamamen etkisiz hale getirerek vertigoyu ortadan kaldırır; bu yöntem işitme kaybı ile sonuçlanır.
Ancak cerrahi müdahaleler risk taşır ve her hasta için uygun değildir.